İşçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların sonucunda, çoğunlukla güçsüz ve yasal korumaya muhtaç işçiler mağduriyet yaşamaktadır. Emeği mukabilinde hak ettiği ücreti alamayan, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve sair haklarını elde edemeyen işçi, maddi açıdan güçlü konumda bulunan işverenlerce zor durumda bırakılmaktadır. Bütün bunlara iş mahkemelerinin uzun yargılama süresi de eklendiğinde, işçinin mağduriyeti katlanmaktadır.
Son yıllarda değişen usul kuralları ve bu usul kurallarını farklı yorumlayan mahkemelerin varlığı ve Yargıtay’ın dönem dönem farklı görüşler benimsemesi, işçi ile işveren ilişkisinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda güncel gelişmeleri takip etmeyi zorunlu kılmaktadır. Bilhassa, belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilen işçi alacağı davalarında kendini gösteren bu karmaşa nedeniyle birçok işçi, mahkeme sürecinde de mağduriyet yaşamıştır.
Dolayısıyla, yasalara ve/veya sözleşmelere aykırı olarak işçi alacakları ödenmeyen kimselerin bu hususta avukatlık hizmeti almaları, zamanaşımı ve hak düşürücü süre engeline takılmadan haklarına kavuşması noktasında elzemdir.
